Türkiye’de 2026’nın ilk dokuz ayında 1 milyon 92 bin 919 konut satıldı. Toplam satışlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,2 azalırken, ipotekli satışlar yüzde 24,7 arttı. ARGE Gayrimenkul Değerleme, satış türleri arasındaki farklılaşmaya dikkat çekerek yılın son çeyreğinde finansmana erişim koşullarının, alım gücünün ve taşınmazın özelliklerine uygun fiyatlamanın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Eylül 2026 Konut ve İş Yeri Satış İstatistikleri, konut piyasasında yılın ilk dokuz aylık görünümünü ortaya koydu. Ocak–Eylül döneminde toplam konut satışları yıllık bazda gerilerken, ipotekli satışlardaki artış dikkat çekti. Eylül ayında ise Türkiye genelinde 142 bin 390 konut el değiştirdi. Aylık satış adedi, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,3 azaldı.
Gayrimenkul piyasasını değerleme uzmanlığı ve saha deneyimiyle ele alan ARGE Gayrimenkul Değerleme, bu görünümün toplam satış adedinin yanı sıra ilk el, ikinci el ve ipotekli satışların ayrı ayrı incelenmesini gerektirdiğine işaret ediyor. Yıl sonuna ilişkin değerlendirmelerde ise ülke genelindeki işlem hacminin, bölgesel piyasa koşulları ve taşınmazların nitelikleriyle birlikte okunması önem taşıyor.
İlk el ve ikinci el satışlarda farklı görünüm
Yılın ilk dokuz ayında ilk el konut satışları, 2025’in aynı dönemine göre yüzde 0,6 azalarak 359 bin 913 olarak gerçekleşti. İkinci el konut satışları ise yüzde 10 gerileyerek 733 bin 6 oldu. Bu dağılım, dokuz aylık toplam satışlardaki düşüşün ağırlıklı olarak ikinci el piyasasından kaynaklandığını gösterdi. Eylül ayı özelinde ilk el satışlar yıllık yüzde 3,9 artışla 51 bin 519’a yükselirken, ikinci el satışlar yüzde 15,3 azalışla 90 bin 871’e geriledi.
“Satışların hangi alanlarda değiştiğine bakmak gerekiyor”
İlk dokuz aylık sonuçları değerlendiren ARGE Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Sinan Uzel, “Konut piyasasında son dönemde yalnızca satış hacminin değil, alıcıların karar verme süreçlerinin de değiştiğini görüyoruz. Ekonomik koşullar, finansmana erişim ve hane halkının alım gücü, konut satın alma kararlarında her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Bu durum, piyasada daha temkinli ve seçici bir yaklaşımı beraberinde getiriyor. İlk el ve ikinci el satışlar arasındaki farklılaşma da bu dönüşümün önemli göstergelerinden biri. Bugün konut talebinin tamamen ortadan kalkmasından ziyade, satın alma kararlarının daha dikkatli değerlendirildiği bir dönemden söz etmek mümkün. Önümüzdeki süreçte ekonomik beklentilerin daha öngörülebilir hale gelmesinin ve tüketici güvenindeki olası iyileşmenin konut piyasasındaki hareketliliği destekleyebileceğini düşünüyoruz.” dedi.
“Yıl sonunda finansmana erişim ve gerçekçi fiyatlama belirleyici olacak”
Yılın kalan dönemine ilişkin beklentilerini paylaşan Sinan Uzel, “Konut sektörü, genel ekonomik gelişmelerden ve tüketici beklentilerinden doğrudan etkilenen alanların başında geliyor. Bu nedenle yılın son çeyreğine ilişkin değerlendirmelerde yalnızca satış rakamlarına değil, ekonominin genel seyrine ve hane halkının geleceğe yönelik beklentilerine de bakmak gerekiyor. Özellikle finansman koşullarında yaşanabilecek iyileşmelerin ve ekonomik güven ortamının güçlenmesinin, konut alım kararlarını olumlu etkileyebileceğini düşünüyoruz. Bununla birlikte, satın alma gücündeki gelişmelerin piyasaya yansımasının zaman alabileceğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yılın kalan bölümünde ani ve güçlü bir hareketlilikten ziyade, ekonomik koşulların seyrine bağlı olarak daha dengeli ve kademeli bir toparlanma ihtimalinin öne çıktığını değerlendiriyoruz. Orta vadede ise konut piyasasında sürdürülebilir bir canlılık için finansmana erişimin, alım gücünün ve arz koşullarının birlikte iyileşmesi önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.
Satış eğilimlerinden taşınmaza özgü değer analizine
ARGE Gayrimenkul Değerleme, taşınmazlara ilişkin belgeleri, saha bulgularını ve piyasa verilerini uzman değerlendirmesiyle birlikte ele alıyor. Bir konutun değerinin belirlenmesinde konumu, fiziksel durumu, hukuki ve imar özellikleri ile karşılaştırılabilir emsal işlemler birlikte inceleniyor.
Yılın son çeyreğinde de piyasanın genel yönünü gösteren istatistiklerin, taşınmaza özgü analizlerle desteklenmesi önemini koruyor. Bu yaklaşım, alıcıların ve satıcıların kararlarını güncel verilere dayandırmasına ve fiyat beklentilerini somut piyasa koşulları çerçevesinde değerlendirmesine yardımcı oluyor.











